Al-Qalam Sûresi القلم

52 âyet · Mekkî

Al-Qalam Sûresi'nde kaç âyet var?

Al-Qalam Sûresi, Kur'an'ın 114 sûresi içinde 68. sûredir ve 52 âyettir. Mekkî olarak sınıflandırılır.

Sûre numarası
68 / 114
Âyetler
52
Sınıflandırma
Mekkî

Güncelleme: 29 Ekim 2026. Tanzil Project (tanzil.net), quran-json.

Bu sûreyi kitapta oku →

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

نٓ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ ١

Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına

مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ ٢

andolsun ki (Rasûlüm), sen Rabbinin nimeti sayesinde mecnun değilsin.

وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ ٣

Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ ٤

Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.

فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ ٥

Yakında sen de göreceksin, onlar da.

بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ ٦

Hanginizde delilik olduğunu.

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ ٧

Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur.

فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٨

O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme!

وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ ٩

Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ ١٠

(Rasûlüm!) Alabildiğine yemin eden, kimselerden hiçbirine, sakın boyun eğme.

هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ ١١

Aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren,

مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ١٢

iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış,

عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ ١٣

kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış

أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ ١٤

mal ve oğulları vardır diye,

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ١٥

Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, ( öncekilerin masalları ) der.

سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ ١٦

Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz)

إِنَّا بَلَوْنَٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ ١٧

Biz, vaktiyle bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.

وَلَا يَسْتَثْنُونَ ١٨

Onlar istisna da etmiyorlardı.

فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ ١٩

Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir âfet (ateş) bahçeyi sarıverdi de,

فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ ٢٠

bahçe kapkara kesildi.

فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ ٢١

(Beri tarafta ise) onlar, sabah olurken, birbirlerine seslendiler.

أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰرِمِينَ ٢٢

Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsûlünüzün başına gidin! diye

فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَٰفَتُونَ ٢٣

fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.

أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ ٢٤

Derken: Aman, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın! Diye.

وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍ قَٰدِرِينَ ٢٥

(Evet, yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.

فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ ٢٦

Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ ٢٧

Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!

قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ ٢٨

İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size «Rabbinizi tesbih etsenize» dememiş miydim?

قَالُوا۟ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ ٢٩

Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَٰوَمُونَ ٣٠

Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.

قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ ٣١

(Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.

عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ ٣٢

Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Râbbimizi (O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz.

كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ٣٣

İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ ٣٤

Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.

أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ ٣٥

Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri , (o) günahkârlar gibi tutar mıyız hiç?

مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ ٣٦

Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?

أَمْ لَكُمْ كِتَٰبٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ ٣٧

Yoksa size ait bir kitap var da, (bu bâtıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?

إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ ٣٨

Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlaka vardır (diye mi yazılı)?

أَمْ لَكُمْ أَيْمَٰنٌ عَلَيْنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ ٣٩

Yoksa, «ne hükmederseniz mutlaka sizindir» diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?

سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ ٤٠

Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak?

أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ ٤١

Yoksa ortakları mı var onların? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını!

يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ ٤٢

O gün incikler açılır ve secdeye davet edilirler; fakat buna güç getiremezler.

خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَٰلِمُونَ ٤٣

Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).

فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ ٤٤

(Rasûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştıyoruz.

وَأُمْلِى لَهُمْ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ ٤٥

Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım çok sağlamdır!

أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ ٤٦

Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?

أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ ٤٧

Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?

فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌ ٤٨

Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmişti.

لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ ٤٩

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı.

فَٱجْتَبَٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ٥٠

Fakat ardından, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) ve onu sâlihlerden kıldı.

وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ ٥١

İnkâr edenler Zikr'i (Kur'an ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâlâ da (kin ve hasetlerinden:) «Hiç şüphe yok o bir delidir» derler.

وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَٰلَمِينَ ٥٢

Oysa o (Kuran), âlemler için ancak bir öğüttür.

Kur'an'ı çevrimiçi okumayla ilgili sorular

Al-Qalam Sûresi Mekkî mi Medenî mi?

Al-Qalam Sûresi, bu okuyucunun kullandığı verilerde (Tanzil) Mekkî olarak sınıflandırılmıştır.

Al-Qalam Sûresi'nden önce ve sonra hangi sûreler gelir?

Sıralamada önce: Al-Mulk, sonra: Al-Haqqah.

Al-Qalam Sûresi'ni kendi dilimde okuyabilir miyim?

Evet. Metnin üstünden 81 dildeki 130 meal arasından seçin veya yalnızca Arapça metni okuyun.

Al-Qalam Sûresi'ni dinleyebilir miyim?

Evet. Âyet âyet dinlemek için «Sûreyi dinle»ye veya bir âyetin yanındaki oynat düğmesine basın. 50 kâriden birini seçin; kayıtlar yalnızca oynata bastığınızda EveryAyah.com'dan aktarılır.

Arapça metin: Tanzil Project (tanzil.net), değiştirilmeden kullanılmıştır. Meal: Dr. Ali Ozek and others (QuranEnc.com, version 1.0.0), değiştirilmeden. Veri: quran-json (CC BY-SA 4.0). Tilavetler: EveryAyah.com (yalnızca oynat'a bastığınızda aktarılır). Kaynaklar ve lisanslar