An-Najm Sûresi النجم

62 âyet · Mekkî

An-Najm Sûresi'nde kaç âyet var?

An-Najm Sûresi, Kur'an'ın 114 sûresi içinde 53. sûredir ve 62 âyettir. Mekkî olarak sınıflandırılır.

Sûre numarası
53 / 114
Âyetler
62
Sınıflandırma
Mekkî

Güncelleme: 29 Ekim 2026. Tanzil Project (tanzil.net), quran-json.

Bu sûreyi kitapta oku →

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ ١

Battığı zaman yıldıza andolsun ki,

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ ٢

arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı;

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ ٣

o, arzusuna göre de konuşmaz.

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ ٤

O, kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ ٥

Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti.

ذُو مِرَّةٍ فَٱسْتَوَىٰ ٦

Asıl şekliyle doğruldu.

وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ ٧

Sonra en yüksek ufukta iken.

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ ٨

Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı.

فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ ٩

O kadar ki (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.

فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ ١٠

Bunun üzerine Allah, kuluna vahyini bildirdi.

مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ ١١

(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.

أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ ١٢

Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?

وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ ١٣

Önceden bir defa daha görmüştü.

عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ ١٤

Andolsun onu, Sidretü’l Müntehâ'nın yanında

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ ١٥

cennetü’l-me’vâ da onun yanındadır.

إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ ١٦

Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ ١٧

Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.

لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ ١٨

Andolsun o, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ ١٩

Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı?

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ ٢٠

Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ ٢١

Demek erkek size, dişi O’na öyle mi?

تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ ٢٢

O zaman bu, insafsızca bir taksim!

إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ ٢٣

Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

أَمْ لِلْإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ ٢٤

Yoksa insan, her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?

فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ ٢٥

Ahiret de dünya da Allah'ındır.

وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ ٢٦

Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu kimse için Allah'ın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz.

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ ٢٧

Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا ٢٨

Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.

فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا ٢٩

Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselere yüz verme.

ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ ٣٠

İşte onların erişebilecekleri bilgi budur. Şüphesiz ki senin Rabbin, evet O, yolundan sapan daha iyi bilir. O, hidayette olanı da çok iyi bilir.

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى ٣١

Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Bu, Allah'ın, kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, güzel davrananları da daha güzeliyle mükâfatlandırması içindir.

ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ ٣٢

Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.

أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ ٣٣

Gördün mü arkasını döneni?

وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ ٣٤

Azıcık verip sonra vermemekte direneni?

أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ ٣٥

Acaba gaybın bilgisi kendi yanındadır da o görüyor mu?

أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ ٣٦

Yoksa, Musa’nın ve ahdine vefa gösteren kendisine haber verilmedi mi?

وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ ٣٧

İbrahim’in sahifelerinde yazılı olanlar kendisine haber verilmedi mi?

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ٣٨

Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenemez.

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ ٣٩

Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.

وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ ٤٠

Ve çalışması da ileride görülecektir.

ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ ٤١

Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ ٤٢

ve şüphesiz en son varış Rabbinedir.

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ ٤٣

Doğrusu güldüren de ağlatan da O’dur.

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا ٤٤

Öldüren de dirilten de O’dur. 

وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ ٤٥

Şurası muhakkak ki (rahime) erkek ve dişiden ibaret olan iki çifti O yarattı.

مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ ٤٦

Atıldığında nutfeden.

وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ ٤٧

Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ ٤٨

Zengin eden de yoksul kılan da O'dıır.

وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ ٤٩

Doğrusu Şi’râ yıldızının Rabbi de O'dur.

وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ ٥٠

Ve şüphesiz ki önceki Âd kavmini O helâk etti.

وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ ٥١

Semûd’u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı.

وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ ٥٢

Daha önce de çok zalim ve pek azgın olan Nuh kavmini (helâk etmişti).

وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ ٥٣

Altüst olan şehirleri de o böyle yaptı.

فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ ٥٤

Onların başına getireceğini getirdi!

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ ٥٥

Şimdi Rabbinin nimetlerinin hangisinde şüpheye düşersin.

هَٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ ٥٦

İşte bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

أَزِفَتِ ٱلْـَٔازِفَةُ ٥٧

Yaklaşan yaklaştı.

لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ ٥٨

Onu (vaktini) Allah’tan başka açığa çıkaracak yoktur.

أَفَمِنْ هَٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ ٥٩

Şimdi siz bu söze (Kur’an'a) mı şaşıyorsunuz?

وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ ٦٠

Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!

وَأَنتُمْ سَٰمِدُونَ ٦١

Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız!

فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ٦٢

Haydi Allah'a secde edip O’na kulluk edin!

Kur'an'ı çevrimiçi okumayla ilgili sorular

An-Najm Sûresi Mekkî mi Medenî mi?

An-Najm Sûresi, bu okuyucunun kullandığı verilerde (Tanzil) Mekkî olarak sınıflandırılmıştır.

An-Najm Sûresi'nden önce ve sonra hangi sûreler gelir?

Sıralamada önce: At-Tur, sonra: Al-Qamar.

An-Najm Sûresi'ni kendi dilimde okuyabilir miyim?

Evet. Metnin üstünden 81 dildeki 130 meal arasından seçin veya yalnızca Arapça metni okuyun.

An-Najm Sûresi'ni dinleyebilir miyim?

Evet. Âyet âyet dinlemek için «Sûreyi dinle»ye veya bir âyetin yanındaki oynat düğmesine basın. 50 kâriden birini seçin; kayıtlar yalnızca oynata bastığınızda EveryAyah.com'dan aktarılır.

Arapça metin: Tanzil Project (tanzil.net), değiştirilmeden kullanılmıştır. Meal: Dr. Ali Ozek and others (QuranEnc.com, version 1.0.0), değiştirilmeden. Veri: quran-json (CC BY-SA 4.0). Tilavetler: EveryAyah.com (yalnızca oynat'a bastığınızda aktarılır). Kaynaklar ve lisanslar